Sıddîk Nâci Eren Dîvânı’nından

Sıddîk Nâci Eren (ksa) Hazretleri’nin Dîvânı’nından eserler

15 Kasım 2015 Pazar, 09:09
sıddık-naci-eren25

RABBİNİ ARZULARSIN

 

Şol canından geçmeden, bulunmaz bâb-ı rızâ

Emr-i Hakk’ı tutmadan, Resûlü arzularsın

 

Ko dünya gafletini, er “men aref” sırrına

Sen nefsini bilmeden, Rabbini arzularsın

 

Vardır yetmiş bin hicâb, Hakk’la kul arasında

Yedisini geçmeden, ihsânı arzularsın

 

Şol nefs-i emmâreden, vazgeçmedin benlikten

Kâlbini pâk etmeden, Mü’minlik arzularsın

 

Bindin benlik atına, at yürüttün her yana

Fenâfillâh olmadan, cenneti arzularsın

 

Taşrayı üfürmekle, alevlenir mi ocak

Seyr-i sülûk etmeden, velîlik arzularsın

 

Topuğuna çıkmadan, suyu deniz sanırsın

Sen katreyi geçmeden, ummânı arzularsın

 

Ufak ufak yürürsün, sâbî çocuklar gibi

Meleklerden ileri, seyrânı arzularsın

 

Varılmaz tâ menzile, tekerleme söz ile

Şerîata uymadan, rehberlik arzularsın

 

Bilemedin sen seni, gel öğrenesin kendini

Sen Resûl’e varmadan, Mevlâ’yı arzularsın

 

Gel ey Sıddîk var yürü, yolda kalagan olma

Hakk rızâsı bulmadan, didârı arzularsın

 

 

GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ

 

Gel gör beni aşk neyledi, aldı beni mest eyledi

Yandım aşkın nârına, her cânibim zikreyledi

 

Aşk bir bahr-ı ummândır, yoktur ânın kenârı

Daldım aşk deryâsına, gel gör beni aşk neyledi

 

Kaynadı aşk çömleği, çûn oynadı nâr-ı aşk

Görenler mecnûn sanır, gel gör beni aşk neyledi

 

Tâ giceler gündüzlerde, rahat vermez aşk bana

Ey mürşidim sultânım, gel gör beni aşk neyledi

 

Gâh öterim bülbül gibi, gâh ağlarım zâri zâri

Gâh giderim dost şehrine, gel gör beni aşk neyledi

 

Âh ben nidem ne eyleyem, yanar içim nâr olur

Gâfiller bilmez bizi, gel gör beni aşk neyledi

 

Gâh coşarım taşarım, deryâ deniz akarım

Mecnûn gibi olmuşam, gel gör beni aşk neyledi

 

Aşkın her bir damlası, yok eyler dağı taşı

Masivâdan soyundum, gel gör beni aşk neyledi

 

Yâ Rabbenâ yâ Allah’ım, Sıddık kulun âşık sana

Göster bir kez didârını, âh bu aşk beni neyledi

 

 

ZÂHİD SÛRET GÖZETME

 

Zâhid sûret gözetme, gel içerû câna bak

Çevir gönül gözünü, gel levh-i mahfûza bak

 

Gel gir tevhid yoluna, eyle seyr-i sülûku

Oku Kur’an zikreyle, Mevlâ’nın emrine bak

 

Mevcudâtın ilmine, gel bak bir kez ibretle

Hak ilminin yanında, bir nokta imiş ancak

 

O noktada neler var, gizli nice bin deryâ

O deryâdan bu âlem, bir katre imiş ancak

 

Kulluğundan mülâzım, bu cihânın şâhları

Kapısında insanlar, kul eyleyen zâta bak

 

Gel tevekkül eyle sen, râzı olur yüce Hakk

Sokar seni cennete, ihsân eden zâta bak

 

Hep erenler bu yolda, fenâ-fillâh oldular

Gördüler dost cemâli, Hakk dostu insana bak

 

Gör âlemde neler var, gel ey Nâci bir düşün

Bu ne sırr-ı ilâhi, lütfeyleyen Hakk’a bak.

 

 

GİZLİ SIRLAR SÖYLEMEZ

 

Gördüm demez görenler, Rahmân’ın esrârını

Erse nice makâma, erenler de söylemez

 

Yere göğe sığmayan, bir Mü’minin kalbinde

Kalbi nazargâh olan, olanlar da söylemez

 

Erdiler tâ menzile, hep ehlullah bu yolda

Dost didârı gördüler, görenler de söylemez

 

Neylesinler cihânı, aşka düşen zâkirler

Varırlar peygambere, varanlar da söylemez

 

Benliğinden gel soyun, eresin mâ’rifete

Hakk senden râzı olur, olanlar da söylemez

 

Kim ki aşka yâr olsa, kalbi coşar ve taşar

Dost şehrine varırlar, varanlar da söylemez

 

Âlim olan ilmini, boş yerlere saçar mı?

Kerâmete erenler, gizli sırlar söylemez

 

Girme kesret içere, bilmesin kimse seni

Ehlullahtan olursun, olanlar da söylemez

 

Eyle Sıddîk gönlünü, mâsivâdan tertemiz

Gönül gözü açılır, açanlar da söylemez.

 

 

 

CAN YİNE BÜLBÜL OLDU

 

Can yine bülbül oldu, dost bahçesi gül oldu

Girdim Hakk’ın zikrine, azâlarım dil oldu

 

Varmışam dost bahçesine, ötüşürler bülbüller

Dost didârı görünce, aktı gözüm sel oldu

 

Çün oynadı nâr-ı aşk, kaynadı aşk çömleği

Her tarafa çağlayıp, aşkım bana dost oldu

 

Zikrullahın sadâsı, gelir cümle azâdan

Ehl-i zikir olanlar, bülbül oldu gül oldu

 

Devrân edüp dönerim, gâh yanarım sönerim

Fenâ-fillâh olunca, her cânibim yol oldu

 

Aşkın ile yanmışam, mest-i müdâm olmuşam

Varlığımdan geçince, heman bana gel oldu

 

Geç fâniden ey Sıddîk, vâsıl olmak dilersen

Dosta yakın olanlar, bülbül oldu gül oldu.

 

 

AÇILDI CENNETİN BÂB-I NESİMİ

 

Açıldı cennetin, bâb-ı nesimi

Zevk ile safâyı, gönlümde buldum

Muhammed Emin’i, sevmişem candan

Âşık-ı sâdıklar, ummânı buldum

 

Aldım himmeti, geçtim zulmeti

Dost sevgisini, gönlümde buldum

Şerîat ve tarikat, yoldur bilene

Hakikat sırrını şeyhimde buldum

 

Deryâ-yı hikmete bahâ biçilmez

Mârifet nûrunu, pîrimde buldum

Okurum dâimâ, esmâ-ül hüsnâ

Gönüller coşturan, Kur’ân’ı buldum

 

Cümle evliyâlar, divân dururlar

Cevâhir bâhş olan, dükkânı buldum

Resûl ümmetine, berâatın yazar

Şefâat eyleyen, sultânı buldum

 

 

Âşık Nâci gözler, candan Rahmân’ı

Taşrada arardım, gönlümde buldum

Gâfiller anlar mı, bu kelâmları

Mevlâ’nın rızâsını, Resûl’de buldum.

 

 

HAKK’A KULLUK YAPTA GEL

 

Halktan Hakk’a kaçta gel, gözyaşların saçta gel

Can alıcı gelmeden, can gözlerin açta gel

 

Hakk yoludur doğru yol, ondan yürü Hakk’ı bul

Hakk lütfuna nâil ol, dost kapısını çalda gel

 

Dur Hakk’ın huzûruna, gel âbid ol cismi yor

Gâfil olma ârif ol, noksanına bakta gel

 

Çalış gel tövbekâr ol, gönlünde Rahmân’ı bul

Candan zikret Allah’ı, bir mürşide varda gel

 

 

Gönül yanar ah çeker, gözlerinden yaş döker

Tâ son nefes çıkmadan, dost şehrine varda gel

 

Seherlerde erken kalk, ikramlar dağılmadan

Tâat eyle huzûr bul, aşk oduna yanda gel

 

Açılır bâb-ı subhân, dökülür feyz-i rahman

Geç rütbe-i süflâdan, peygambere varda gel

 

Çıkar kalpten hevâyı, hep çümle masivâyı

Kalbin nazargâh olur, gayri şeyi atta gel

 

Gel ey Sıddîk hemen sen, tut Mevlâ’nın emrini

Ömür kuşu uçmadan, Hakk’a kulluk yapta gel.

 

 

SENSİN YÂ RESÛLALLAH

 

Rahmeten lil âlemiyn, sensin yâ Resûlallah

İki cihân sultânı, sensin yâ Resûlallah

 

Ey nebîler serveri, ins ü cin peygamberi

Arabiyyil Hâşimi sensin yâ Resûlallah

 

Kâbe kavseyn sırrına, ermedi hiçbir nebî

Ev-ednânın önderi, sensin yâ Resûlallah

 

Cennetleri seyrettin, arştan öteye gittin

Her bir makâma eren, sensin yâ Resûlallah

 

Hakk cemâlin gösterdi, açıp didârını sana

Mahlûkatın cevheri, sensin yâ Resûlallah

 

Melekler bile hayrân, senin gül cemâline

Arşın yüce zineti, sensin yâ Resûlallah

 

Hasaneyn’in dedesi, cümle âlem bendesi

Emnü eman beldesi, sensin yâ Resûlallah

 

Ayine-i Rahmâni, nûru pâk-i subhâni

Enbiyâlar imâmı, sensin yâ Resûlallah

 

Sıddîk senin ümmetin, bir kez nazar kıl bana

Ümmetini kurtaran, sensin yâ Resûlallah.

 

 

YÜZÜ GÜNEŞE BENZER

 

Bu cihânın misâli, muazzam şehre benzer

Şol Rahmanın dostları, yüzü güneşe benzer

 

Şu dünyânın zineti, aldattı gâfilleri

Gâfil olan kişiler, hâli geceye benzer

 

Ey Hüdâ’nın kulları, girin tevhid yoluna

Bu yolun kervanları, cennet ehline benzer

 

Aşk pazarı kurulur, vakti seher olunca

Kim varırsa pazara, ol bir velîye benzer

 

Gel giresin meydâna, Mevlâ için cihâda

Hakk yolunda canını, veren ashâba benzer

 

Neylesinler cihânı, Resûlü candan seven

Varını terk edenler, çihâr-ı yâre benzer

 

Gicelerde kalk uyan, yalvar güzel Allah’a

Edep üzre olanlar, hemen Resûl’e benzer

 

O âlemler sultânı, hep kamuya ihsânı

Fenâ-fillâh olanlar, irşâd ehline benzer

 

Gel ey Sıddîk ibret al, geldi geçti her günün

Gelişinle gidişin, sanki bahara benzer.

 

 

ARŞ-I SEYRAN EYLEYEN

 

Gül müdür bülbül müdür, zâr-ı efgân eyleyen

Ten midir yâ can mıdır, arşı seyran eyleyen

 

İbrâhim peygamberi, attılar mancılıkla

Yakamadı onu nâr, kim gülistan eyleyen

 

Ay’ı günü yıldızları, kim döndürür ey ihvan

Kim emreder niçün döner, bunca devran eyleyen

 

Ol zâhidin benzini, sarartıp ağlatan nedir

Ârif nedir âşık kimdir, sırrı esrâr eyleyen

 

Gel ey Nâci bilesin, ilim Hakk’ın lütfudur

Hakk değil mi şol ümmiyi, ehl-i irfan eyleyen

 

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz