İlâhî Adâlet İlkeleri   

İnsanların bu dünyada iken yaptıkları iyi veya kötü davranışların karşılığının, yalnızca ölüm sonrasında gerçekleşeceğini düşünmek yanlıştır.

27 Kasım 2015 Cuma, 14:46
adalet

Zira böyle bir anlayış bazı insanları ya sorumsuz davranmaya veya ruhbanca bir yaşama sürükler. Hâlbuki Yüce Allah (c.c.), işlediğimiz bütün amellerden ve her şeyden haberdardır. Yapılanların karşılığını âhirette vereceği gibi dilerse, dünyada da verir. Amellerimiz, niteliklerine göre gerek dünyada ve gerekse âhirette karşılığını bulacaktır. İlâhî adâlet yerine gelecektir.

İlâhî adâlet ilkelerini şöylece sıralayabiliriz:

1) Başımıza gelenler kendi yaptıklarımızdan dolayıdır. Kur’ân-ı Kerim de buyruluyor ki:

“Başınıza gelen her kötülük (musibet), kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şura, 30.)

“…Onlara bir iyilik dokunursa: ‘Bu, Allah tarafındandır’ derler. Onlara bir kötülük dokunursa: ‘Bu, senin yüzündendir’ derler. De ki: Hepsi, Allah tarafındandır. Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü kavrayamıyorlar! Sana bir iyilik dokunduysa, Allah tarafındandır. Sana bir kötülük dokunduysa, kendi yüzündendir…” (Nisa, 78-79.)

2) Amel ve davranışlarımızın karşılığını dünyada veya âhirette karşılık bulacaktır.

Âyet-i Kerimelerde buyruluyor ki:

“Erkek veya kadın, kim Mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona güzel bir hayat yaşatacağız ve onların ödüllerini yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.” (Nahl, 97.)

“Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, elbette onları dünyada güzel bir şekilde yerleştiririz. Âhiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi! ” (Nahl, 41.)

“Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimselere, ‘Rabbiniz ne indirdi?’ denildiğinde, ‘Hayr indirdi’ derler. Bu dünyada iyilik yapanlara bir iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha hayırlıdır. Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanların yurdu ne güzeldir.” (Nahl, 30.)

“Dünya hayatında da, âhirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.” (Yunus, 64.)

3) Suçlulara, dünyada da, âhirette de rezillik ve zorlu ceza (azap) olacaktır. Yine âyet-i Kerimelerde buyuruluyor ki:

“Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zâlimdir? Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girerler. Bunlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır.” (Bakara, 114.)

“İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, âhirette de şiddetli bir şekilde azap edeceğim. Onların hiç yardımcıları da olmayacaktır.” (Al-i İmran, 56.)

“Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Âhiret azâbı ise daha ağırdır ve onları Allah’ın azâbından koruyacak kimse de yoktur.” (Rad, 34.)

4) Kötülük yapanların, yaşamları da ölümleri de farklı olacaktır. Kur’ân-ı Kerim de buyruluyor ki:

“Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp sâlih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! ” (Casiye, 21.)

5) Kazandıklarının karşılığı görsünler diye bağışlamak:

“İman edenlere söyle: Allah’ın (cezâ) günlerinin geleceğini ummayanları bağışlasınlar. Çünkü Allah her toplumu, yaptığına göre cezâlandıracaktır.” (Casiye, 14.)

6) Tanıyıp bilinmesi için, öz benliklerde (iç dünyalarda) ve dış dünyalarda âyetler mutlaka gösterilecektir:

“Âyetlerini, dış çevrelerde (dış dünyalarında) ve kendi öz benliklerinde (iç dünyalarında) onlara göstereceğiz ki, onun gerçek (hak) olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi? ” (Fussilet, 53.)

7) İyilik ve hayır zannedilen kötülük ve şer, kötülük ve şer zannedilen ise, iyilik ve hayır olabilir. Allah (c.c.), hayır veya şer, çeşitli olaylar ve haller ile kullarını dener:

“Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara, 216.)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya, 35.)

8) Allah’ın (c.c.) değil, doğru yoldan saptırmak isteyenlerin (şeytan vb.) şerrinden Allah’a (c.c.) sığınılır. Kötülük ve şer, Allah’tan (c.c.) değil kulun amelindendir:

“De ki: Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” (Felak, 1-5.)

9) Allah’ın (c.c.) verdiği hayır veya şerri kimse değiştiremez:

“Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (Enam, 17.)

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz