Hazreti Pîr’in Hac dönüşü Konya’da Vefâtı

Pîr Hazretleri, hac farîzasını ve ziyâretlerini edâ edip, dönüşlerinde Konya’ya uğrarlar ve Hazreti Mevlânâ’nın (k.s.) türbesini ziyâret ederler.

28 Kasım 2015 Cumartesi, 08:08
hzmevlana-turbesi

Ziyâretini müteâkip Mevlevî Şeyhi olan Dede’yi yanına çağıran Hazreti Pîr, dedeye şu tâlimatı verir:

“Biz burada Hakk’a yürüyeceğiz. Techiz ve tekfinimiz burada yapılacak. Fakat cenâzemiz İstanbul’dan gelecek heyete teslim edilmek üzere muhafaza edilecek.”

Kısa zaman sonra dâr-ı fenâdan dâr-ı ukbâya Rabbisine rucû etmiştir. H.1001 (M. 1593)

İşâret-i mânevî ile evlâtları Mustafa ve Abdülaziz Efendiler Konya’ya gelirler. Konya Vâlisi’nin cenâze namazını kıldırmasından sonra, Hazreti Pîr’in mübârek cenâzelerinin sıcaktan mütevellid kokmaktan muhafazası kastı ile ilâçlanmasını istemesi üzerine, sâdık mürîdler bu isteğe karşı çıkmışlardır. Bir tarîkat pirinin cesedinin asla kokmayacağını, kokmaktan emin ve mahfuz bulunduğunu ileri sürmeleri üzerine de vâli, bu isteğe uymaya mecbur kalmıştır.

Nitekim, oğullarının İstanbul’dan Konya’ya gelmelerine kadar, on dört gün Mevlevî tekkesinde saklanan Hazreti Pîr’in mübârek nâşının, kokmak, bozulmak şöyle dursun çevresine misk gibi kokular yaydığı görülmüştür.

Hz. Pîr’in vasiyetleri üzerine mübârek cenâzeleri, bir öküz arabasına konularak Konya’dan yola çıkarılmıştır. Öküz arabası nereye kadar giderse, orada defnedilmesi vasiyetleri arasında bulunduğundan, seyahat sırasında arabaya hiç bir müdahale yapılmadan Üsküdar’a gelinmiştir. Pâdişah III. Sultan Murad, belki öküz arabası İstanbul tarafına geçer diye düşünerek, Üsküdar’da hâlen “Öküz İskelesi” diye anılan sâhil kısmına sallar koydurmuştur. Arabayı çeken öküzler ise iskelede hiç durmaksızın hazırlanmış sallara geçmişlerdir. Dolmabahçe, Fındıklı arasında karaya çıkan araba, oradan Kasımpaşa’ya gelerek, şimdiki türbenin önünde durmuştur. Kendi dergâhına bir kabr-i şerîf kazılıp, Hazreti Pîr, orada Hakk’ın vâsî rahmetine tevdî edilmiştir. Rahmetullahi aleyh.

Üsküdar’da mübârek cenâzelerini karşılayanlar arasında, Pîr Azîz Mahmud Hüdâî Hazretleri de hazır bulunmuşlardır. Cenâze merâsimine de bizzat katılmışlardır.

Nakledilir ki; Pîr Hazretleri, Hicaz seferine çıkacağı sırada, büyük oğlu Mustafa Efendi’ye eşinin hâmile olduğunu, Abdurrahim isminde bir kardeşlerinin dünyaya geleceğini söyleyerek: “Bizim Hakk’a yürümemiz mukadderdir. O saadetli oğlumun ismini Abdurrahim koy ve kendisinin ilim ve terbiyesiyle meşgul ol” diye vasiyette bulunmuştur.

Abdurrahim Efendi, Pîr Hazretleri 121 yaşlarında iken dünyaya şeref veren oğludur. Pîr Hazretlerinin nesli de, en son doğan bu oğlundan gelmektedir.

Gavsu’l Â’zam Hüsâmeddîn-i Uşşâkî (k.s.a.) Hazretlerinin meydana koyduğu Halvetiyye-i Uşşâkîyye’den, daha sonra beş ayrı zât Pîr olmuş ve ayrı ayrı kollar meydana getirmişlerdir. Bunlardan bilhassa iki tanesi bilinmekte olup, diğer üç Pîr’e âit geniş bir bilgi elde edilememiştir. Bilinenlerden birincisi, Halvetiyye-i Uşşâkîyye-i Cemâliyye koludur. Bu kolun kurucusu Cemâleddîn-i Uşşâkî (k.s.a.) Hazretleri, Edirne’de doğmuş, irşad hizmetine yine Edirne’de daha sonra İstanbul-Eğrikapı’da devam etmiş, Hicrî 1164 (M.1750) yılında vefât etmiştir.

Pîr Hüsâmeddîn-i Uşşâkî (k.s.a.) Hazretlerinin tarîkatından doğan ikinci kol, Halvetiyye-i Uşşâkîyye-i Salâhiyye adıyla, Hicrî 1120 (M.1708) yılında Balıkesir’de doğan Salâhaddîn-i Uşşâkî’nin (k.s.a.) kurduğu koldur. Pîr Cemâleddîn-i Uşşâkî Hazretleri’nden inâbe ve daha sonra da hilâfet almış, Pîr Cemâleddîn-i Uşşâkî Hazretlerine damat olduktan sonra, makâmına postnişin olmuştur. Şeyh-i Ekber Muhyiddîn-i Arabî (k.s.) Hazretleri gibi ilmi ve irfânı cihanı kuşatan bir velînin, ruhâniyetinden faydalandığı kaydolunmaktadır. Hicrî 1196 (M.1781) yılında vefât etmiştir.

Pîr Seyyid Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkî Hazretleri, tasavvuf  yolunda 126 halîfe yetiştirmiş ve bunları dünya üzerinde çeşitli beldelere irşad görevi ile görevlendirmiştir.

Cenâb-ı Hakk cümlesinin himmet ve şefaatlerine bizleri nâil eylesin. Ezelden ebede akan feyiz çeşmelerinden kana kana içmeyi âşık kullarına nasip ve müyesser eylesin inşallah…

   Kasîde

   Sâlikleri irşâd eden, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî’dir,

   Âşıkları dilşâd eden, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî’dir.

   Kutb-ı cihan olmuş ol Pîr, mülk-i dîle oldu emîr,

   Dergâh-ı Mevlâ’dan diler, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî’dir

 

Âşıklarındır rehberi, âriflerindir serveri,

İrşâd eden her kemteri, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî’dir.

Dâr-ül Amândır meşhedi, verir safâ her himmeti,

Eden atâ her maksadı, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî’dir.

   

    Kasîde

Çün 880 anın mevlîdi,

Hem 930 unda şeyh idi,

Oldu 70 sene irşâdı anın,

Halvet ü uzlet idi mu’tâdı anın.

 

Pîr Seyyid Hasan Hüsâmeddîn-i Uşşâkî Hazretlerinin türbe-i saadetlerinin kapısı başında söyle yazılıdır:

 

Kâbetü’l- uşşâkî bâşed in makam,

Her ki nâkıs amed incâ şod temam.

 

Anlamı: Bu makam, âşıkların Kâbe’sidir. Buraya noksan gelen, tamam olarak gider.

 

Kasîde

    Hüsâmeddîn gül cenneti gelin gonca-yı hoşbû

İdi şeyh Ahmed vâsıl olunca cümle yâ hû

 

Kerâmet-i tarîkı, aşk ile doldurdu âfâkı

Üstâdım, mürşîdim, Pîrim Hüsâmeddîn-i Uşşâkî

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz