Cennet

Cennet, Allah-u Teâlâ’nın iman ve tâat sâhibi Mü’min kullarına, bir nimet ve bir karşılık olarak hazırlamış olduğu lütf-u ilâhisidir. Â’li İmran sûresi 133. âyette, Allah (c.c.): « Gökler ve yer kadar geniş Cennet, Allah’tan korkanlar için hazırlanmıştır» buyurmaktadır.

27 Kasım 2015 Cuma, 14:43

Hakk Teâlâ, kutsî hadiste, azametle şöyle buyurmuştur: «Ey insanoğlu! Benim katımda, bana itâat eden insan için sekiz Cennet hazırlamışımdır. Kapıları dahi sekizdir. Her bir Cennette, zaferandan yetmiş bin bahçe vardır. Her bir bahçede, inci ve mercandan yetmiş bin belde vardır. Her bir belde içinde, kırmızı yakuttan yetmiş bin saray vardır. Her bir sarayda, zebercetten yetmiş bin dâire vardır. Her bir dâirede, sarı altından yetmiş bin oda vardır. Her bir oda içinde, yakuttan yetmiş bin yatak vardır. Her bir yatak üzerinde, bir hûri kızı ve her bir hûrinin önünde, sarı altından bir sini vardır. Her bir sinide, renkli cevherlerden yetmiş bin tabak vardır. Her bir tabakta, başka çeşit yemek vardır. Her bir sarayın altında akan dört nehir vardır. Bunlardan biri su, biri süt, biri şarap, biri saf baldır. Her bir nehrin kenarında, yetmiş bin ağaç vardır. Her bir ağacın, yetmiş bin çeşit meyvesi ve yetmiş bin renk yaprağı vardır. Her bir ağaç üzerinde, renkli kuşlardan yetmiş bin çeşit kuş vardır. Her bir kuş, yetmiş bin çeşit sedâ ile beni tesbih eder. Benim itâatkâr kullarıma, bunlardan başka, her bir saatte yetmiş bin çeşit hediye bahşederim ki, ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiştir ve ne gönüllerden geçmiştir. Cennetliklerin elbiseleri, yetmiş kat Cennet elbisesidir. Bunlar, incecik ve zerâfetlerinden dolayı bir birini gözleyip, alttaki elbiselerinin renkleri pırıl pırıl olup, üsttekilerin renkleriyle karışarak ortaya çıkar. Cennettekiler, Cennetlerden ne çıkarlar, ne ölüm görürler, ne gam yerler, ne korku, ne hüzün çekerler, ne namaz kılarlar, ne oruç tutarlar, ne hastalanırlar, ne ağlarlar, ne küçük su dökerler, ne büyük su; Ancak gül suyu gibi ter dökerler. O halde, kim ki, benim rızâmı ve Cennetimi isterse, dünyadan az ile kanâat edip, dünyanın fâni olan izzet ve lezzetlerini terk etsin. Habibime uyarak, onun yolunda gitsin.»

Bir hadis-i şerifte Peygamber (a.s.) Cenneti şöyle anlatıyor: « Bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten, sıvası misk-i ezferden, taşı inci ve yakuttan ve toprağı zaferandandır. Ona giren ölmez, ebedî onda kalır. Sonsuz nimetler içinde olup, hiçbir zaman üzüntü, acı, elem ve sertlik görmez. Cennettekilerin elbisesi eskimez, hep genç olup, ihtiyarlamazlar.»

Cennet nimetleri sonsuzdur, zeval bulmazlar. Nitekim Ra’d sûresi 35. âyette Yüce Allah (c.c.): «Cennet nimetleri devamlıdır, kesilmez, gölgeleri uzundur, zâil olmaz.» Vâkıa sûresi 33. âyette: «Bitmeyen ve men olunmayan meyvelerden yerler» buyuruyor. Cennet, Cehennem ve içinde olanlara, fenâ ve yokluk olmayacağı sâbit olunca, Allah-u Teâlâ’nın, Cennetten hiç kimseyi çıkarmayacağını, Cennette olanları öldürmeyeceği, onlardan nimetlerin yok olmayacağı da, sâbit olur. Cennette olanların, nimetleri her gün artmaktadır.

Âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden, Cennetin mahlûk ve hâlen mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Cennetlerin İsimleri:

Hakk Teâlâ, Arş ve Kürsî’nin altında, yedi göğün üstünde,  Arş’ın nûru ile sudan sekiz Cennet yaratmıştır. Bunlar, birbirlerinden yüksektir. En yükseği Adn Cennetidir ki, Mevlâ’nın görülme yeridir.

Birinci Cennetin ismi, ‘Dârü’l Celâl’dir ki, beyaz incidendir. İkinci Cennetin ismi, ‘Dârü’s Selâm’dır ki, kırmızı yakuttandır. Üçüncü Cennetin ismi, ‘Cennetü’l Me’va’dır ki, yeşil zebercettendir. Dördüncü Cennetin ismi ‘Cennetü’l Huld’dur ki, sarı mercandandır. Beşinci Cennetin ismi, ‘Cennetü’n Naim’dir ki, beyaz gümüştendir. Altıncı Cennetin ismi, ‘Cennetü’l Firdevs’dir ki, kırmızı altındandır. Yedinci Cennetin ismi, ‘Cennetü’l Karar’dır ki, misktendir. Sekizinci Cennetin ismi, ‘Cennetü’l Adn’dır ki, terleyen incidendir.

Adn Cenneti, surlarla çevrili bir şehrin ortasındaki yüksek dağın üzerinde bulunan iç kale gibidir. Bütün Cennetlerin içinde ve ortasında olduğundan, hepsine komşu, şereflendirilmiş bir mekân, Cennetlerin nehirlerinin çoğunun kaynağıdır. Burası sıddîklerin, hâfızların makâmı, Rahman’ın tecelli mahallidir.

Her Cennetin bir kapısı vardır ki, uzunluğu ve genişliği yüz yıllık yoldur. Her kapı iki kanatlıdır ve tek parça sarı altındandır. Çeşitli renklerde cevherlerle işlenmiş ve binlerce nakış ile süslenmiştir. Birinci Cennetin kapısı üzerinde: « Lâ İlâhe İllallah Muhammedü’r Resûlullah» yazılmıştır. Öteki kapıların üzerinde: « Lâ ilâhe illallah diyene azab etmem » yazılmıştır.

Bütün Cennetlerin toprağı misk, taşları cevher, bitkileri zaferan çiçeklerinin renginde kıpkırmızıdır. Binaların bir cephesi altın, bir cephesi gümüş ve sıvası amberdendir. Sarayları terleyen inci, köşkleri sarı yakuttur. Sarayların ve binaların kapıları hep mücevherdir.

 Cennetlikler için, nice ipek döşekler gibi, nice bin göz alıcı elbise vardır. Nice çeşit lezzetli yiyecekler ve tertemiz içecekler vardır ki, hesabını ancak Hakk Teâlâ bilir. Mü’minler için renkli döşeklerle süslü saraylarda ve şatolarda, yastıklar üzerinde amber saçlı, hilâl kaşlı, kara gözlü, güneş yüzlü, şirin sözlü, işveli ve nazlı, inci dişli, mercan dudaklı, gül yanaklı, selvi boylu, güzel huylu, gülden tâze hûri kızları vardır. Bunlar, Cennetliklerin temiz eşleridir. Her birisi, yetmiş kat elbise giymiştir. Renkleri çeşitli, ölçüleri güzel ve hafiftir. Her hûrinin tâzecik teni, cam gibi şeffaftır. Başlarına, nur renkleriyle pırıldayan taçlar koymuşlardır. Çeşitli cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde oturup, Mü’minlere bakarlar. Karşılarında hizmet için binlerce çocuk ve gılman saf saf dizilmişlerdir.

Cennetlere giren Mü’minler, ebediyyen orada kalır, asla çıkmazlar. Selâmlarla güzel sohbetler edip, boş sözle asla hatır yıkmazlar. O cennetlikler için asla ihtiyarlama yoktur. Elbiseleri eskimez, gönülleri zengin, gözleri toktur. Yerler, içerler, fakat tuvalete gitmezler. Yiyip, içtikleri latif bir buhar, gülsuyu gibi olup, bedenlerinden sızar. Oradaki hûriler ve kadınlar, hayız, nifazdan ve buna benzer şeylerden uzak ve paktırlar. Cennetlikler her an ve her zaman emniyet içindedirler. Üzüntüden, gamdan, bir şeyler tedârik etmekten kurtulmuşlardır. Hastalık ve sakatlıklardan selâmet bulmuşlardır. Sıhhat ve âfiyette, ebedî sevinçli, saadetleri sonsuzdur.

 

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz