Allah’ı Bilmek                                                          

19 Kasım 2015 Perşembe, 14:00

Allah’ın (c.c.) zâtını tanımak biz insanlar için mümkün olamayıp, Allah’ın (c.c.) isim ve sıfatlarını tanıyarak Allah’a (c.c.) vâsıl olmamız gerekir. Hadid sûresi 1-6 âyette Allah Teâlâ Hazretleri buyuruyor ki: ‘’O’nun varlığı âşikârdır. Gerçek mâhiyet, insan için gizlidir.’’

Talak sûresi 12. âyette ise: ‘’Allah’ın (c.c.) her şeye kâdir olduğunu ve ilminin her şeyi kuşattığını bilmeniz için, Allah’ın (c.c.) emirleri bunlar (yer, gök) arasında iner durur.’’

En’am sûresi 75. âyette: ‘’ Yâkînen bilenlerden olması için, İbrahim’e (a.s.) göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösterdik.’’

Zümer sûresi 67. âyette: ‘’ Onlar, Allah’ı (c.c.) gereği gibi değerlendiremediler.’’ buyrulmaktadır.

Allah (c.c.) dostları Allah’ı (c.c.) bilmeyi şöyle izah ediyorlar: ‘’Hakiki ilimleri bilenler, âlemleri bilebilirler. Âlemleri bilenler, insan bedenini (fiziki yapısı ve içeriği) bilebilirler. Bedenini bilenler, nefsini bilebilirler. Nefsini bilenler ise yaratıcısını, yani Allah’ı (c.c.) bilebilirler.’’

Kudsi hadiste Allah (c.c.) buyuruyor ki: ‘’ Ey Âdemoğlu, kim kendisini bilirse, muhakkak beni de bilir.’’

Hadisi şerifte ise, Resûlullah (s.a.v): ‘’Kim, nefsini bilirse Rabbisini bilir ‘’ buyurmaktadır. Yani nefsini bilemeyen Allah’ı (c.c.) bilemez.

Allah-u Teâlâ kullarını lütfuyla kendisini bilmeye teşvik etmiş ve bunun yolunu kullarına göstermiştir.

Yusuf sûresi 58. âyette:  ‘’O, onları bildi, onlar O’nu tanımayıp inkâr ettiler.’’

Maide sûresi 83. Âyette: ‘’Hakkı anladıklarından, gözlerinin yaşla dolup, boşandığını görürsün.’’ buyurmaktadır.

Allah’ı (c.c.) tanımanın anahtarı, nefsini bilmek, nefsini bilmenin anahtarı da âlemi bilmektir.

Yine kutsi hadiste buyuruyor ki:

  • Beni bilen de ancak beni is­ter. Beni isteyen de mutlaka beni bulur.
  • Beni bulan da her dilediğine ulaşır. Benden başka isteklerinin üstesinden gelemez.
  • Ey Âdemoğlu, al­çak gönüllü ol, beni tanırsın.
  • Aç kal, beni görürsün.
  • Bana ibâdet et­mek üzere yalnız kal, bana ulaşırsın.
  • Ey Âdemoğlu, kendini bilen şüp­hesiz beni de bilir. Nefsini terk eden muhakkak beni bulur. Beni bil­mek, tanımak için kendini bil, kendini tanı.
  • Ey Âdemoğlu, kimin kalbinden benim mârifetim silinmişse, o kimsenin kalbi körleşti demektir.
  • Ey Âdemoğlu, kim bizim mârifet evimize girerse, ondan topyekûn korku ve hüzün gider ve emniyette olur.
  • Ey Dâvut, ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi, tanınmayı, istedim de,  beni bilsinler tanısınlar diye kâinatı, mahlûkatı yarattım.
  • Ey Dâvut, faydalı ilim öğren. Böylesi ilim; celâlimi, azametimi, büyüklüğümü, kudretimin her şeye gâlip olduğunu bilmendir. İşte bu ilimdir ki, seni bana yaklaştırır.
  • Ey Dâvut, beni tanıyıp bilene, belâyı ağ, sabrı da av yaparım.
  • Ey Dâvud, nefsinin âciz ve zayıf olduğunu bil ki, beni kuvvet, kudret ve sonsuzca var olarak bilesin, böylece de beni, benimle bulasın.

Resûlullah (s.a.v) hadisi şeriflerin de:

‘’ Ben size Allah’ı (c.c.) öğretirim. O’ nu tanıyıp bilmekse, o kalbin işidir.’’ 

‘’ Eğer Allah’ı (c.c.) hakkıyla tanıyıp bilseydiniz, o zaman duanızla dağlar yok olurdu.’’

‘’ Rabbinizi en çok tanıyıp bileniniz, kendini en çok bileninizdir.’’

 

Kim kendini bilir tanırsa, o kişi her mârifet ve her ilme vâkıftır. Yani âlemin sırlarına ve gizliliklerine vâkıf olur. Kendini bilen Allah’a (c.c.) yakınlaşır ve mesut olur. Kendini bilen kurtuluşa erer. Rabbisini bilen yalnızlığa kaçar. Allah’ı (c.c.) bilen, yani, mârifetullaha erenler, Allah’tan (c.c.) gayrı her şeyi terk edip, yalnızca Allah’ı gâye edinir. Bilmeyenler ise Rabbinden uzak olur.

Âyeti kerimede, gerçek mâhiyetin insan için gizli olduğu bildirilmektedir. Biz yaratıcımızı isim ve sıfatları ile tanımaya çalışmalıyız. Allah’ın (c.c.) sıfatlarının tecelli yeri âlemlerdir. Âlemlerin sonu olmadığı gibi Allah’ın (c.c.) da sıfatlarının sonu yoktur. Ancak bir kısım isim ve sıfatlarını sayarak anlamlarına bakarak daha iyi anlayabiliriz.

Sıfatları

Allah-u Teâlâ’nın sıfatları Kur’ân-ı Kerim de bildirilen ve kendisini bize tanıtmak için zikrettiği özellikleri.

Allah (c.c.) sıfatları ikiye ayrılır. Zâti ve sübuti sıfatları.

A- Zâti Sıfatları,

Allah’ın (c.c.) zâtının sıfatları kendine mahsus olup, diğer varlıklarda bulunmayan sıfatlardır ki, bunlar altıdır.

1- Vücut,

Var olma sıfatı. Allah (c.c.) vardır, birdir, varlığı kendindendir.

2- Kıdem,

Ezeli olma sıfatı. Allah (c.c.) ezelidir. Yani başlangıcı yoktur.

3 – Bekâ,

Bâki olma sıfatı. Allah (c.c.) bâkidir sonu yoktur.

4- Vahdâniyet,

Tek ve bir olma sıfatıdır. Eşi, benzeri, ortağı ve zıddı yoktur. Yani doğmamış, doğrulmamıştır. Dolayısıyla anne, baba ve çocukları yoktur.

5- Yaratılanlara benzememek,

Yarattığı ve sonradan olan varlık ve yaratıklara benzememek sıfatı.

6- Nefsi ile kâim olmak,

Kendi kendine bulunmak, var olmak. Hiçbir şeye muhtaç olmamak, başka birine ihtiyacı bulunmamak sıfatı.

B- Sübuti sıfatları

Allah’ın (c.c.) varlığına delil olan, başka varlıklarda kısmen bulunan sıfatları sekizdir.

1- Hayat

Diri ve canlı olmak sıfatı: Yarattığı nizâmı her an koruyup gözeten olması.

2- İlim

Ezeli ve ebedi ilmi ile bilme sıfatı. Yarattığı ve yaşattığı kâinat ve varlıkları ve onlara ait her şeyi gizli ve açığı ile bilen.

3- Semî

Her türlü ses ve fısıltıyı hiçbir aracı olmadan duyma sıfatı.

4- Basar

Bütün yaratılmışları her zaman açık ve gizli hâliyle görme sıfatıdır.

5- İrâde

Dilemek, istemek sıfatı: Allah (c.c.) herhangi bir şeyi diler veya isterse o hemen olur. O’nun var etme gücü hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

6- Kudret

Gücü yetme sıfatı: Allah’ın (c.c.) kudretinin yetmeyeceği hiçbir iş ve olay yoktur.

7- Kelâm

Konuşma ve söz söyleme sıfatı: Allah (c.c.) diret veya vahiy yolu ile yarattıkları ile konuşur.

8- Tekvin

Yaratma sıfatı: Allah (c.c.) bütün âlemleri yaratmıştır. Yaratmada hem de hiçbir zorluk ve meşakkat çekmeden.

Allah (c.c.) dostları diyor ki: Cihanda ne varsa hepsi Cenâb-ı Hakk’ ın tecellisi iledir. Hakk’ın güzelliğine hangi cepheden bakar­san bak onu, onun eserleri ile tanımak mümkündür.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz